Share on Facebook
Facebook
0Tweet about this on Twitter
Twitter
Pin on Pinterest
Pinterest
0Email this to someone
email
Share on LinkedIn
Linkedin
Realist üniversite tercih rehberi
Sevgili üniversiteliler, ve sevgili üniversiteli olmayı planlayanlar. Gerçekten zor zamanlar. Ama bir durun düşünün. Gerçekten durun ve bir düşünün. 4 ya da daha fazla yılı çöpe atıp üzerine de bir sürü para vermeden önce durun, bir sakinleşin ve mantıklı düşünün.
Sevgili üniversiteliler, ve sevgili üniversiteli olmayı planlayanlar. Gerçekten zor zamanlar. Ama bir durun düşünün. Gerçekten durun ve bir düşünün. 4 ya da daha fazla yılı çöpe atıp üzerine de bir sürü para vermeden önce durun, bir sakinleşin ve mantıklı düşünün. Bu rehberi, herhangi bir üniversite bölümünü okumak için üniversiteye 4-5 yıl boyunca 30 bin küsur TL verip de sonunda özel sektörde haftanın 6 günü güvenliksiz şartlarda çalışmak istemeyenler için yazdım.   Belki olayın içinde olduğunuz için dışardan bakamıyorsunuz ve dışarıdan bakan gözlerin rahatlıkla gördüklerini göremiyorsunuz. Dışardan bakan birisi olarak size gördüklerimi ve nacizane önerilerimi anlatacağım.   Güzel adamızda trilyonlarca üniversite var. Hepsinin adını say deseniz ben sayamam, Eğitim Bakanı da sayamaz muhtemelen, sayabilecek birisinin olduğunu da düşünmüyorum açıkcası. Bir gecede hooop ortaya çıkan üniversitelerden uzak durun, gideceğiniz okula güvenin. Kendiniz bir hizmet alacak olsanız o okulun o bölümünden mezun olmuş olan birinden hizmet alır mıydınız onu düşünün. Tabii ki bireysel olarak kendini geliştirmek de önemli, ancak üniversite ve bölüm de belirleyici öneme sahip.   Okuyacağınız bölümü seçmek ne yazık ki hiç olmadığı kadar zor ancak bir o kadar da kolay. Lütfen artık gidip Hukuk, Fizik Tedavi, Diş Hekimliği, Diyetisyenlik, Eczacılık, Hemşirelik, Mimarlık, Mühendislik, Aşçılık (Ahçılık?), Bilgisayar Öğretmenliği, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Tercümanlık (İngilizce) gibi milyonlarca mezun barındıran bölümlerden uzak durun. Çok açık söylüyorum, bu bölümlere 4 yılda vereceğiniz parayı bir kenara ayırın, 4 yılın sonunda kendi küçük işletmenizi kuracak sermayeniz olur. Erkekseniz ve askere gitmek istemiyorsanız bu yukarıdaki bölümleri okumak yerine yurt dışına gidip çalışın ve para biriktirin, gelip bedelli askerlik yaparsınız, inanın çok daha mantıklı bir seçenek. Yurt dışına gitmek istemiyorsanız askere girin çıkın ve herhangi bir üniversiteye 4 yılda vereceğiniz parayı kredi çekip kendi işinizi kurun. Çok daha karlı bir yatırım olacaktır. Bu saydığım bölümler esasında çok güzel bölümler olsalar da ne yazık ki mezun fazlalığından dolayı iş imkanları çok kısıtlı. 300.000 civarında bir nüfustan bahsedersek eğer, binlerce diyetisyen, binlerce fizik tedavici, binlerce diş hekimi, binlerce aşçı, binlerce avukat bu topluma fazladır. Ha eğer ben okuyup fark yaratacağım, ben işimin en iyisi olacağım diyorsanız ve bunda da çok aşırı iddialıysanız ben sizi tutmayayım. Binde bir görülen istisnalarla sizi yüreklendirmek bu yazının amacı değil. Ayrıca özel üniversitelerin Okul Öncesi ve Sınıf Öğretmenliği bölümlerini de bu listeye dahil etmem gerek. Ne yazık ki her yıl yüzlerce öğrenciyi vaadlerle kandırıp kendine çeken bu bölümlerden mezun olup da mezun olduğu bölümde iş bulan kaç kişi var bir araştırın gitmeden önce. Yurt dışında okuyacak olanlar için de aslında durum pek farklı değil. Öncelikle ne yapmak istediğinize karar verin. Yurt dışında kalıp orada bir kariyer yapmak istiyorsanız bu hedefiniz beni aşar, buna rehberlik etmek haddime değil ve size yürekten imrenip başarılar dilerim. Ancak yurt dışında muazzam bir bölüm okuyup gelseniz bile ne yazık ki yaşam şartları ve iş dünyası sizi ayrı bir kefeye koymayacaktır. İngiltere'de okuyup gelseniz bile devlet sınavındaki 7.5 (sanırım) IELTS şartını yerine getiremediğiniz için bölümünüzün İngilizce öğretmenlik bölümüne giriş sınavına katılmaya hak kazanamayacaksınız. Gönlünüzün istediğini yazmak size umut vermek isterdim ama yok, ne yazık ki umut göremiyorum, görmediğim bir şeyi de anlatamam. Bu biraz işin dışarıdan bakıp gördüklerini anlatma kısmıydı, bunlar yanında bir takım önerilerim de olacak. İşte kendinizi bunlara hazırlayın. Değişen ve gelişen dünya yaşantısı pek çok yeni iş kolunda pek çok güzel alanın doğmasına yol açtı. Özellikle Sosyal Medya ve Bilişim Sistemlerinin gelişmesiyle birlikte, bu alanlarda faaliyet gösterebilecek olan elamanlar yetiştiren bölümler, "Geleceğin Mesleği" halinde. Gerek yerel gerekse global ölçekte ele alındığında, Reklamcılık, İletişim, Grafik Tasarım, Dizayn, Ergonomi Mühendisliği, Aktüerya, Yazılım Mühendisliği, Veri Analizi ve Yönetimi, Pazarlama gibi bölümlerin iş kapasiteleri, Diş Hekimliği veya Eczacılık gibi bölümlerden çok daha fazla. Hatta öyle böyle fazla değil... Üstelik pek fazla bilinmediklerinden dolayı az mezun var, ve üstelik dünya çapında iş yapabilme güzelliğine sahipler. Üniversite tercihinizi yapmadan önce, Linkedin profili açın ve girip biraz kurcalayın mesela, biz izole toplumumuzda mimarlıkla mühendislikle oyalanırken dünyada neler almş başını yürümüş bir görün, Fiverr'a girip insanların nelerden nelerden nasıl paralar kazandıklarına bakın.   Halihazırda yukarıdaki bölümleri okuyanlar, konfor alanınızı terkedip yeni bir bölüm okumayı ya da kariyer planınızı güncellemeyi tercih edebilirisiniz. Yeni bir kariyer için harcayacağınız 4-5 sene, inanın ki hayatınızın geri kalanının yanında (normal şartlarda) hiçbirşeydir.   Şöyle sorayım; 4-5 senenizi harcayıp her şeye sıfıra yakın bir noktadan başlayarak yeni bir kariyer inşa etmek mi, yoksa geriye kalan (NŞA) 40-50 yılınızı bunun pişmanlığını yaşayarak geçirmek mi? (Sürtünme kuvveti ve okuduğu bölümden dolayı pişmanlık yaşamayıp mutlu olduğu işi yapan şanslı azınlık ihmal edilmiştir.)   Hepsinden önemlisi aslında üniversitenin son çare olmadığını hatta bazı durumlarda -yukarıda saydıklarım mesela- vakit kaybından ve gereksiz final-vize-hoca stresinden başka bir şey olmadıklarını kabul etmek gerek. Mark Zuckerberg, Bill Gates ve Steve Jobs'un üniversite mezunu olmadıklarını, boş yere, sırf herkes üniversite mezunu olduğu için okunan bir bölümün faydadan çok zarar getireceğinin trilyonlarca örneği olduğunu unutmayın. Mutlu yarınlar.

Bir cevap yazın

Share on Facebook
Facebook
0Tweet about this on Twitter
Twitter
Pin on Pinterest
Pinterest
0Email this to someone
email
Share on LinkedIn
Linkedin