Filmanak ; 2016 Filmlerim part 2


2016 yılında kendime koyduğum 100 film hedefinin ikinci parçası.

Challenge açıklaması ve listenin birinci parçası burada

 

6 Eylül – The Silence of the Lambs

Neden bu filmi izlemek için bu kadar bekledim? Favori kötü adamlar listemde bir yer açtım. Hannibal Lecter da kesinlikle bu listede yer almalı. Film çok başarılı. İzlemeyenlere kesin tavsiyemdir.
7 Eylül – Hannibal

Hoş bir devam filmi. Sıkmadan, kasmadan, sürüklemeye devam ede ede başarılı, çok eyi. İzleyin. Bak bu seriyi sevin.
9 Eylül – Red Dragon

Aynen serinin diğer filmleri için söylediğim gibi. Hiç sırıtmamış, izleyin izletin.
12 Eylül – Hannibal Rising

Önceki yorumların tekrarı. Sevin sevdirin.

 

13 Eylül – Blade Runner

Hayır. Kendine böyle hayran kitlesi edinmiş, böyle önemli tutulan, böyle sevilen bir film bu kadar sıkıcı ve sığ olmamalıydı. Tamam anladım. Ama ona rağmen sıkıcı. O müzikler ne öyle? Futuristik olacak diyte fütursuz olmuş. Beğenmedim. Kimse kusura bakmasın, ne zaman bitecek diye umutla bekledim. Sonunda bitti, mutlu oldum. Güzel bir konu, güzel bir distopya, çok kötü sahneler, çok kötü müzik çok kötü akıcılık. Ceza niyetine izletilir.

 
15 Eylül – Looper

Dadlı. Farklı bir konu, ilgi çekici, sürükleyici, akıcı. İzlenesi.

 
7 Ekim – E.T.

Çünkü E.T. phone home! E.T. gibi bir film için ne denebilir? Olmuş. Tabii ki dönemin eksisi olan dijital efektler ve dekor, kostüm hendikaplarını saymazsak.

 
11 Ekim – Lady in the Water

Olacakmış gibiyken olmayacakmış gibi olan film. İyi giderdi, sonra klişeye sardı. Sarmayaydı eyiydi. Sardıracaksaydınız da absürd anlatımı maksimize ederek sardıraydınız ki daha fantastik olsun. Konu olarak çekici ama. Konunun detaylandırılmasına rağmen yüzeysel anlatılması olmamış…

 
17 Ekim – Prisoners

Wolverine pençelerini aldırdıktan sonra aile babası olmaya karar verir, derken bir gün dadadadammm temalı hoş bir film. Meraklı izlenir, keyifle heyecanlanılır, “acaba ne olacak?” diye gerililir. Sevilir sevilir tamamdır. Yalnız bir nokta var ki ucu açıkta bırakılır. Keşke anladaydılar.

 
18 Ekim – Goodfellas

Al Pacino bildiğiniz gibi. Sevdim beğendim. Hatta şöyle, bence mafya filmlerinde insan ilişkilerine dair çok güzel saptamalar vardır. Bunda da layığıyla vardır. Yakın durun.

 
30 Ekim – Captain Fantastic

Nasıl desem nereye bağlasam? Kopuk film. “acaba be?” diye düşündürür, felsefi tartışmalar, diyaloglar, toplum eleştirileri falan çok dadlı. Ne yazık ki bir kırılma noktası var ki film kendi üzerine yıkılır. Bütün bahsettiklerini sorgulatır ve sorgular tekrardan, baştaki pembe tablonun şeylerini şeyeder, eksiklerini gösterir, objektifliğini bu şekilde sağlar diyelim. İzlenesi bir film. Israrcı olunuz.

 
31 Ekim – The Devil’s Advocate

Oh mon dieue! Söyleyin o damdan ensinler artık. Çok güzel film. İzlemediysanız izleyin, izletin, ısrarcı olun. Tony Montana ve Neo var zaten bir arada. Mesaj olarak da sevdik. Avukat bir sevgiliniz varsa beraber izleyin :P. Selam hocam. 😀

 
3 Kasım – I Origins

Beğenmesem dayak yer miyim? Beğendim ama beklediğim kadar değil. Bir kere çok kaderci. Tamam felsefik boyutu da güzel evet. Spritüel yönümün hoşuna gitdi bu yönü. Eksik ya da yapmacık olan bişeyler var bu filmde. Aceleye getirilmiş gibi bişeyler. Oyunculuktan dolayı olabilir bilemem. Neysa, gene da ara ara sıksa da vakit kaybı olarak görmem. Bir Naked ya da burjuvazinin dayanılmaz şeyi ya da 90lar Fransız sanat filmi  değil en azından.

 
3 Kasım – 14 Kasım – Naked

yi ki da bitti filmlerinden. 90lar Avrupa varoluşçu sanatsal felsefi hedonist blablahçılık filmlerinden. Bir monolog kısmı var ki o dadlıydı. Onun dışında izlenmez anam yoook.

 
6 Kasım – Dr. Strangelove

Başarılı. Eski filmlerin sıkıcılığı, bayıcılığı yok. Zaten Stanleyciğim Kubrickciğim yaptıysa vardır bir bildiği.

 
8 Kasım – Before The Flood

Leo her yerde. “Çarpıcı” ve etkileyici bir belgesel. Listenin tek belgeseli. Vakit ayrılıp izlenebilir değil; vakit ayrılıp izlenmeli, izletilmeli.

 
16 Kasım – The Perfect Sense

Güzel film. Bayağı bir Saramago Körlük’ü havası, ucundan da Issız Adam aroması var (Hissiz Adam XD XD XD XD ZAAAAA). Hepsine rağmen Eva Green ve Ewan McGregor var. Körlük’ü bilmeseydim “özgün ve çok farklı çok dadlı bir konu” derdim ama diyemiyorum bu durumda. Gene da vakit kaybı değil. The Perfect Sense neydi? The Perfect Sense emekti.

 
17 Kasım – Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children

Tim Burton candır <3. Önyargılarıma rağmen Samuel L. Jackson da filme güzel gitmiş sağolsun. Konu çok farklı, dadlı, hikaye masalsı, karaktarler fantastik. Bildiğin Tim Burton filmi. Tek Başına tekrar izlenmez ama arkadaş ortamında, sevdiceknan falan tekrar izlenebilitesi var. Spoiler: Johnny Depp ve Helena yok 🙁

 
22 Kasım – The Imperium

Öncelikle, Daniel Radcliffe çok iyi oyuncu. Sonralıkla, film güzel, konu güzel, kurgu güzel. Başarılı film. Hayatımın filmi değil ama izlerken sıkmaz, akar gider. 1:48 boşunuzvarsa buyurun başlayın.

 
24 Kasım – The Birds

Alfred Hitchcock konusu olduğunda ben da bişeyler söyleyebilecem woohoo! Konu olarak sanırım o dönemin genel stresi ve apokaliptik havasından etkilenmiş Hitchcock. Yok uzaylılar bastı memleketi, yok Mars’tan gelen çılgın fritözler, ne bileyim Merkür’den gelen dönen canavarlar vesaire derken Alfred da kafayı kuşlara takmış. Gıybetin ardından, başarılı bir film. Efektlerden bahsedecek kadar küstah değilim tabii ki. Konu olarak güzel. İçinde dadlı denebilecek -aslında dadlı- bir hikayeyi da barındırır. Aslında bu filmden yola çıkarak 50ler sonu 60lar başı Amerika’sı hakkında bişeyler düşünmek son derece mümkün. Dönemi iyi yansıtan bir film diyelim. Kesinlikle vakit kaybı değildi, Hitchcock’un sayko camiasına adım atmak için güzel bir başlangıç. Bu arada sayko demişken… hmmms acaba?

 
27 Kasım – The Edge of Tomorrow

Tom Cruise gene dünyayı kurtarmaya çalışır. Tom Cruise’un dünyayı kurtarmalı filmi var mıydı? Hatırlayamadım pek. Neysa, hikayesi güzel. Konusu da ilginç. Standart bir işgal var savaşalım durumu yok. Altında özgün bir uzaylı tipi iliştirilmiş, gayet da güzel olmuş. Çok bişy söylemelik film değil. hoş film. Sonunu bile bile izlenenlerden.

 
27 Kasım – The Man From Earth

Waow! Tamam öyle muhteşem bir kurgu, harika birsürükleyicilik yoktu ama eminim ki tarih-antropoloji-arkeoloji vesaire seven bünyeler bu filmden keyif alacaklar. İlgi alanı filmi deylim. İlginiz varsa mutlaka izleyin.

 
28 Kasım – Snatch

Sürükleyici, akıcı. Brad Pitt garibimi 99-2000 civarında gabal dövüşdürürlerdi galiba. Film hoş. Sıkmaz çoğu zaman. éeahh yeter be” dediğiniz yerler olabilir ama onlar da arada kaybolur gider.

 
1 Aralık – Lucky Number Slevin

Çünkü Kansas City Shuffle. Güzel film. Sürükleyici, akıcı, farklı, hoş kurgu, güzel oyunculuk, Çetin Tekindor görünümlü Bruce Willis falan ne ararsan var.  spoiler: hikaye inandırıcı değil ama o ayrı. sen koskoca şehre korku salmak isten ama çocuk için “specialist” çağırın. Sanki ne bileyim, olmamış.

 
3 Aralık – O Brother Where Art Thou?

Keyifli, eğlenceli bir nevi yol filmi. O dönemin filmlerini soğuk ve kasvetli bulsam da, bluegrass soundtrackin böğk dedirtmesi gerekirken birkaç sahne hariç o bile sırıtmadı. Aslında birkaç değil, net olarak hatırladığım bir sahne hariç demem gerek. Sevdim.

 
4 Aralık – Maleficent

Güzel bir hikaye olmuş. Sıkılmadan tadında bırakılmış, özgün öğeler yüklenmiş, farklı bir peri masalı desek olur. Soundtrack bonusu: Kanatlarım var ruhumda.

 
5 Aralık – 12 Angry Men

Sonunda izledim. Açıkcası beni açmayacağını düşünürdüm ama Sadun’u kıramazdım (kalpcikler). Çok beğendim. 1957 yapımı evet. Bayağı bayağı eski. ancak ne olursa olsun çok dadlı ve tutarlı bir realizmi var. Tabii ki filmi full realist çekecek olsalar en baştan 12’ye 0 oylanır ve konu kapanır büyük ihtimalle ama o detayın ardından gelen hikayeler zinciri, filmin ulaşmak istediği sonuca gidişini zorlaştıran mantık faktörleri (bıçak açısı v.b.) gibi detaylar çok hoşuma gitdi. Deus Ex Machina olayı yok. (araştırasınız diye ne olduğunu söylemeycem Deus Ex Machina’nın)

 
6 Aralık – American Beauty

Abi bu ne? Çok komplike ama çok sade, çok basit da aynı zamanda. Çeşitli şekillerden yorumlanmaya çok açık. Saatlerce tartışmalık. “Garip” film. Evet başlarında “acaba yanlış tercih mi?” dedim, doğrudur. değilmiş, onu anladım. sevin. Ayrıca sanat yönetmenine söyleyin aynen böyle devam etsin. Çok iyi. eksileryus: tripotmun abiciğim o zoomda o sabitlik.

 
8 Aralık – The Village 

İzlemeyin. 1 saat 48 dakikada yaklaşık 100 sayfa kitap okunabilir. Keşke zamanımı bu yönde değerlendirseydim. Adrian Broody başta olmak üzere oyunculuklar çok kötüydü. Özgün görünümlü klişe senaryo çok kötüydü. Sonuç olarak çok kötü bir filmi. Listede böyleleri da olsun, hep süper hep süper olmaz.

 
10 Aralık: Nightcrawler

Waow! İzlenmeli ve izletilmeli bir film. Sürükleyici, akıcı, çarpıcı, düşündürücü, sorgulatıcı. Üstüne bonus olarak Jake Gyllahahashahhaal oyunculuğu…

 
12 Aralık: The Wrestler

Gençliğimizin verdiği o harikulade enerjiyle görmezden geldiğmiiz, ama belki da birçoğumuzun yaşayacağı “o” orta yaş hayatlarını güzel işleyen bir Darren Aronofalanowsky filmi. Requiem For a Dream’in yönetmeninden bir filmden ne beklenir zaten bilirsanız sonunu da tahmin edebilrisiniz filmi. Ne yazık ki bu yüzden “çarpıcı, düşündürücü, irdeleyici” falan deyemeycem. Güzel film. Sporlu filmleri sevmesem da içindeki insan ilişkilerine kapılabilitem mevcut. 30undan önce izlemelik bir film deyebilriim.

 
13 Aralık : 12 Monkeys

90lar dönemi bilimkurgu, apokaliptik film sınıflandırmasının bir sürü öğeri burda da mevcut. Sorduğu cevapları kendi içine dönüp cevaplayan bir izlenim bıraktı.

 
15 Aralık: Spectral

Netflix yapmış. Bunun etkisini bazı yerlerde olumlu olarak görmek mümkün. Özgün bir konu. Karakterlerin gerçekliği, yapılanların gerçekleştirilebilirliği noktasında sıkıntılarım var filmnan. Makul değildi gibime gelir. Öyle çok kafa yormadan, vakit geçsin diye izlenilip yeni bir iki bişey öğrenilebilir gayet. Selam Einstein.

 
The Room

Ahlaki sorgulamalı film. Psikolojik temalı, üstüne düşünmeli. Onun dışında dadlı, hayat dolu, cıvıl cıvıl ve kıpır kıpır dersam sövmezsiniz umarım. Bir da o göznan bakın. Sevdim.

 
Whoami

Ters köşe köşe tersine dönen dadlı heykır filmi. Sıkmaz. Alman sinemasından da temsilci olsundu listede. Bazı bazı öyle popüler kültür şeyleri da var evet ama genel olarak kurgu güzel sürükleyicilik hikaye konu falanderken sıkmayan, akan giden bir adet filmimiz olur.

 
Focus

Orta geçmiş dönem Will Smith filmi. Nasıl olur? Böyle olur. Tamam basmakalıp diğer Will Smith filmlerinden bir noktaya kadar ayırabilirik belki ama onu da benim bu “karanlık sanat filmleri”ne olan ilgime yoralım. Neden bilmem ama çeker böyle yaratıcılıklı suç filmleri beni. Neysa, vakit kaybı değil, üzerine düşündüren sahneler da mevcut ama nihayetinde bir geç dönem Will Smith filmi ki Wild Wild West ve Men In Black dışındaki Will Smith filmlerini buraya yerleştiririm. Tamam. Toparlayyım. Bence Will Smith bilimkurgu ile güzel, gelecek teknolojisiyle güzel. Adamın adı bile Will. (burnuma vurmayın)

 

AntMan

Güzeldi. Çizgi roman uyarlaması süperkahraman filmlerinin birçok öğesi burda da mevcut. İlginç bir temelden hareket eder, en çok da o hoşuma gitdi. Seyri güzel, kendi güzel.

 
Her

“Farklı”. Düşündürel ve sorgulatar. Aslında who cares? ama işde gel gör ki bazen da öyle şey olmaz. İşte bu soruların cevapları bu filmde. Nasıl reklam yaptım ama? İlginç bir film diyelim. Özgün ama günlük yaşamsal bir konusu var. Yakın durun.

 
16 Aralık: Gattaca 

ÇOK İYİ! hatta bir daha büyük harflerle yazayım: ÇOK İYİ! düşündüren, sürükleyen, akıcı, dadlı… Adından bahsettirmesi boşuna değilmiş. İzleyin iyidir.

 
18 Aralık : The Big Short

Ekonomi, emlak krizi, Mortgage mortlaması falan bişeyler. Anlayacağımız dile indirgemeye çalıştılar ama gene da anlaşılması zor, dane dane izlenesi. Ben sevdim ama konuya ilgisi olmayanı sıkar. Hem da fena sıkar. Çok da fena sıkar.

 
20 Aralık : The Groundhog Day

Bu filmin ilk yarım saati, Kürk Mantolu Madonna’nın ilk 60 sayfası gibi… İlk yarım saatine dayanırsanız çok dadlı akıcı yumuşak içimlik, iç ısıtıcı, keyifli bir film haline gelir. Sevdim, önerecem da. Ayrıca Supernatural’daki göndermeyi filmi izlerken anladım. Heeaaat of the moooğmeent

 
20  Aralık : The Manchurian Candidate 

Neden bu filmin IMDB’si böyle? 🙁 Ben beğendim. Akıcılığıda iyiydi. Oyunculukta da gözüme çarpan bişey olmadı. Hatta devamı çekilse üşenmem yollarını gözlerim, beklerim, izlerim.

 
21 Aralık : Equilibrium

İçerisinde Fahrenheit 451, 1984, Brave New World, Matrix ve Scarface barındıran film. Nasıl becerdi? Becerdi… Christian Bale var gene. Araştırmadım ama adam bu film için dövüş sanatları falan öğrendiysa şaşırmam. Herif manyak çünkü. Film da gayet güzeldi. Soru işaretlerime rağmen severek, sıkılmadan izledim. Afferin onlara.

 
22 Aralık : Bone Collector

Vasat. Daha iyi bir şey beklerdim, olmadı, olduramadı. Baskı bir hikaye örgüsü, superhero polisler falan abi bu ne? Tamam seyrederken sıkmadı ama üzgünüm, içi umduğum kadar dolu değildi.

 
23 Aralık : Love and Other Drugs

Jake Gylanhaal(bakmadan yazdım)’ı nispeten farklı bir rolde görmek, duygusal filmlerin romantik çocuğu rolüne sindirmek filmin en zor tarafı. Güzel bir hikayecik. Oyunculuklar başarılı. Her şeyden biraz biraz yedirilmiş filmin içine. Hoop erotizm derken marazlı sahne da çıkabilir, güldüredabilir düşündüredabilir. Sevdik, tamamdır.

 
24 Aralık : Stop! Or my mom will shoot you!

Keyifli film. Ne bekleyerek izlediğine bağlı. Öyle çok düşündürtsün, sorgulatsın etkisinden günlerce çıkamayyım filmi değil. Zaten o beklentiynan da izlemeyinca keyifli ve akıcı eğlencelik bir film çıktı. Pişman değilim!

 
27 Aralık – Prometheus

Ridleycığım naaapmışın? Bandajlı terli kadın koşturtma fetişi mi var yavrum sende? Bilmeyene not, Alien serisinin öncesini anlatır bu film. Gayet sevimli, dadlı, aksiyonu bol güzel bir seri filmi olmuş. Meraklarda bıraktı, göndermelerle heycanlandırdı, kendini izletti. Sevdik.

 
28 Aralık – Meet Joe Black 

Güzel bir konuyu uzatarak ve durağanlaştırarak ve aşk hikayesine indirgeyerek nasıl yer yer sıkıcı bir film yapılabilir sorusunun cevabı. Genel olarak oyunculuklar çok başarılı, filmi kurtaran da o yani. Güzeldi ama sevdim, yanlış anlaşılmasın. Daha iyi olabilirdi. net.

 
29 Aralık – Children of Men 

Akıcı başlayıp akıcı devam edip akıcı bitişi güzel. Onun dışında bir sürü klişe barındırması hoş olmadı tabii ki. Genel olarak hayatımın filmidir deyemem, sevmedim da deyemem. Hikayenin havada değil boşlukta bırakılması biraz sıkıntılı. Aynı anda birkaç konuyu ele alıp yürütmeye çalışmasından kaynaklanan olumsuzluklar var ama olsun. Ayrıca uzaylılar yetişin gelin artık.

 

Deadpool : İtiraf ediyorum; Deadpool’a bir türlü ısınamıyorum. X-Men Marvel’cısıyım, evet. Film fena değildi. Aksiyonu mizahı bol. Sıkmayan, akan giden sürükleyen bir havası vardı. Seyretmeye seyredilir yani bakdığında. Yeni yılınız kutlu olsun.