Filmanak 2016 ; 2016 Filmlerim Part 1


2016’nın başında, pek kıymetli ve de muhterem arkadaşlarımdan esinlenerek “2016’da 100 tane daha önce izlemediğim film izleyeceğim.” diye bir hedef koydum. Ortalama olarak 3.65 günde 1 film oluyordu. Düşününce çok değil. Ancak en büyük sıkıntı “hangisini izleyeyim” sorusuna cevap bulma kısmında yaşandı diyebilirim.

Netice itibariyle hatrı sayılabilecek, sinema sohbetlerinde bişey söylediğimde kaale alınabilecek seviyeye gelmeye birkaç adım daha yaklaştım bu sürecin sonunda.

Birazcık uzun bir liste olduğu için iki parçaya ayırdım. Şu anda 90. filmdeyim. Liste tamamlandığında ikinci parçayı da paylaşacağım 🙂

 

 

5 Ocak – John Wick

Daha önce neden seyretmediğimi bilmediğim filmlerden. Çok iyi la. Sevdik, tamamdır.
11 Ocak – The Revenant
Leo iyi güzel hoş ama ne bileyim film çok sıkıcıydı, çok monoton gitdi, bişeyler eksik gibiydi. İzlemiş olmak için izledim, tekrar seyredilesi bir yanı yok benim için.
12 Ocak – Kramer vs. Kramer

Kült film, klişe film, ya da ikisi birden, ya da hiçbiri bilmem ama adını duyardım, izledim, güzel film. Zamanına göre klişe değil tabi ama bazı noktalarda bazı klişeler var, olacak artık, 40 seneden fazladır. Seyredilebilir, hoşdur.

 

14 Ocak – Flipped

abucubucu dadlı film, şeker film. Sevdik.

 

18 Ocak – The Untouchables

Güzel film. Değişik bir konu, sıkıcı değil, keyifli, tamamdır tamam.

 

** Ocak – I am Sam

Gideri var ama çok da yok. Ne bileyim hayatımın filmlerinden değil ama zaman zaman güzel keyifli sahneleri vardı. Seyredilirsa bişey kaybedilmez, seyredilsin efenimiz.

 

** Ocak – Taare Zameen Par

Bu film benim için bir dönüm noktası oldu. Hint filmlerini sevmediğimi ve Aamir Khan’dan hoşlanmadığımı ayrıca Hint filmlerinde dansın, şarkının sıkıcı ve byıcı olduğunu farkettim ve bunu geriye doğru izlediğim Hint filmlerine yaydım. Konu olarak başarılı, gerçekten güzel işlenmiş. Dansları ve şarkıarı çıkar, yapmacıklık ve 80ler tarzı esprileri yak yık yoket, getir tapayım bu filme. Kısaltılmış ve sadeleştirilmiş versiyonu tüm öğretmenlere gösteril.

 

20 Ocak – The Perks of Being a Wallflower

Farklı ve güzel. hoşuma gitdi. Bayık ergen havası da var evet ama napalım olsun o kadar da.

 

24 Ocak – The Martian

Canımsın! Matt Damon, afferin be. Niçin ben senin filmlerine gereken önemi vermedim daha önce? Keşke verseydim. Güzel filmlerde oynan, güzel da oynan yani ha. Konusu çok hoş, bilimli milimli, uzaylı muzaylı oh ne güzel. Uygun zaman aralıklarıynan birkaç defa daha çok rahat izlerim bunu.

 

25 Ocak – Black Mass

Sıkıcı be canım. Johnny’e, Benedicht’e saygım olmasa seyretmezdim. Çok yavaş, çok monoton, beni açmadı ama seven sever heralde.

 

25 Ocak – The Bourne Supremacy

Bourne kimmiş neymiş görürük. Bourne güzel seri. Afferin düşünene yapana oynayana. Matt, bak aha gene sen. sana da afferin.

 

6 Şubat – Ex Machina

Değişik bir konu, güzel film. İzlenebilitesi var, izlenir. Beğendim.

 

7 Şubat – The Bourne Legacy

Serinin son filmiymiş. Çok bourne değil ama aksiyon akıcılık, konu, entrika, hırs vesaire vesaire iyi. Casuslu film sevenlere iyidir.

 

7 Şubat – The Wolverine

Seriyi bozmamak için izledim. İzlemeye çok direndiydim. Serinin en sevmediğim filmi oldu. Sonu evet güzeldi ama genel olarak film yapılmasa da olurdu sanki. Tabi elbet arada bişeyler söylemişlerdir, bişeylerin nasıl ortaya çıktığını, bişeyler hakkında bişeyler sylemişlerdir ama ne bileyim diğer filmlerde arada bir yerlerde söyleselerdi keşke. serinin hatrına izlenesi. fazlası değil. Sorry canlarım.

 

7 Şubat – Trois Couleurs: Bleu

Evet yaptım bunu… Beklediğimden daha akıcıydı, çok fazla sıkmadı, tabi Fransız sanat filmidir napsan, bir John Wick aksiyonu bekleme. Fena değildi açıkcası. Pişman değilim.

 

15 Şubat – Silver Linings Playbook

Çok güzel. Gene romantikli duygusallı falan ama deliler olunca işler güzelleşir. Deliler güzeldir, delilik özeldir. Öperin.

 

16 Şubat – Constantine

Güzel film, akıcı, aksiyonlu, keyifli, ilginç, sevilir sayılır tamamdır.

 

18 Şubat – District 9

Değişik, farklı, hoş. metaforun dibi, sevilesi. izlenir, tamamdır.

 

21 Şubat – The Big Eyes

Güzeldi. Tim Burton filmi olduğunu hissettirirdi tabi ama o fantastik öğeler yok gibi artık sanki… Helena Bonham Carter da yok… söyleyeceklerim bu kadar…

 

22 Şubat – The Girl with the Dragon Tattoo

Güzel film. Akıcı, farklı, tamam çok da farklı değil, belki biraz da tahmin edilebilir ama gene da sevdim.

 

24 Şubat – Black Swan

Güzel film. İyi film yani güzel öyle güzel başarılı film. Bütün kadınlar çiçektir, huylarına gidecen. Ayrıca Darren Arrewooewrowerensowsky insan gibi filmler çek artık…

 

24 Şubat – The Lobster

“Farklı” film. Dozunda absürd, dozunda aksiyon, değişik bir distopya, son 5 dakikadan önceki 15 dakika biraz sıkıcı ama son onu da toparladı. sevdik.

 

25 Şubat – Maze Runner – The Scorch Trials

eahh. İlk film daha iyiydi. Tamıs Tamıs Tamıs nere gadar be? Ordan ora ordan ora helak etdi milleti.

 

27 Şubat – Gone Girl

Akıcı, sürükleyici, sevilesi. Güzel film, kurgusu murgusu dadlı, ortamı kasvetli değil, öyle bir hikayenin içinde güzel yapdılar bunları. kitlelere tavsiyemdir. smpanoyak gailerı!!!

 

2 Mart – The Longest Ride

Ben de mi duygusallı romantikli filmler izleyecektim? Biraz bol klişeli, biraz füjjjt tahmin edilebilirli ama gene da sevdim. Galiba mevsim değişiminden dolayıdır…

 

3 Mart – Elysium

Beğendim. Değişik bir konu, memleket ve dünya meseleleri, bu da Districk 9’ın yönetmeninden. Aslında o göznan bakdığında iki film da benzer birbirine. Sadece uzaylı muzaylı olması değil, alt metinler olarak da. netice itibariyle güzel film efenimis. izleyiniz.

 

4 Mart – The Game

Farklı bir film. Değişik, ilginç bir konu. Biraz yaşlandı gerçi, ondan çok klişe yapdı ama yaşına vermek lazım onu da. Tekrar izlenmez belki ama vakit kaybı da değil.

 

9 Mart – The Discreet Charm of the Bourgeoisie

Adını duyup duyup merak etdiğim bir filmdi. Genel olarak ne bekleyeceğimi bilmezdim zaten. Güzel ama, seyredilip pişman olunmalık bir havası yok. Ha evet Fransız filmi, daha da fenası 1972 Fransız filmi. Deneysellik, absürdlük bol bol var. Genel olarak beğendim. Bazen sıkıcı oldu evet, ama bazen da dadlı bir sürükleyiciliği vardı. meraklısına gideri var.

 

9 Mart – The Hateful Eight

Bir Tarantino filminden beklenen her şey vardı. Aksiyon, ilginç bir hikaye, kan, şiddet falan filan. Sevdim. Bu adamı severim. Samuel L. Jackson da yaşlanmış sağolsun. Muhtemelen tekrar izleycem, galpcik galpcik Tarantino

 

10 Mart – Divergent

Çoooooooooook güzel bir konudan çıkan ortalama üstü bir film. Konu tamam çok çok ekstra virgin orjinal olmayabilir ama özgün öğeleri vardı, onlar dadlıydı. Aksiyonu güzel, felsefesi dadlı, atmosfer iyi, sürükleyici, sıkmadan bıkmadan usanmadan seyredilir. Ve evet, bazı sahneleri çok lise tenefüsü havasındaç Hoplamalar zıplamalar nedir yau öyle… holahoplu turkcell reklamı gibi…

 

14 Mart – Iron Man 3

eahhh aksiyon falan. Çok az felsefik, böyle düşündüren yeri var, çok mutlu olmadım açıkcası. Civil War ön hazırlığı olarak aradan çıkarma maksatlı seyretdim çünkü manyağım.

 

15 Mart – Thor: The Dark World

Ne zaman ki “yeaa mitolojide böyle değildi” demekten vazgeçip Marvel yorumunu kabullenip seyretmeye başlasam keyif aldım. Tamam evet kabullenmesi zor oldu benim için. İlk 1 saat boyunca oflaya puflaya seyretdim. Neysa, sonraları ya ben kendimi akışına bırakdım ya da film dadlılandı. Güzeldi. İyiydi, tahmin edilebilirdi, evet çok fazla tahmin edilebilridi, çerezlik be canım.

 

16 Mart – Catch Me if You Can

Uzun zamandır seyrettiğim en keyifli filmlerden birisi. Tamam belki biraz geç kalmış olabilirim. Dadlı bir atmosfer, akıcı bir film, güzel, farklı, değişik, ilginç bir konu, hoş yani. Yapanlara afferin. Sevdik.

 

17 Mart – Captain America – The Winter Soldier

İyiydi. Beklediğimden çok daha az Amerika havasındaydı. Samuel L. Jackson’lı felsefik diyalog sahnelerini da çok severim. Mesela filmin başındaki .22 :)). Netice itibariyle hoş film, beğendim. Evet çok dövüşlü mövüşlü sahne var ama napalım, baş goyduk bir yola. Ciwil War’dan önce filmler bitecek. selam.

 

22 Mart – American History X

Tamamdır tamam. sıkmadan güzel güzel anlatmış derdini. Tamam biraz damdan düşer gibi bitdi, sonu çok olmamış deyebilirim ama konu geniş. sonunu bağlamalı da bitirmeli bişey olaydı nerden baksan bir 1.5 saat daha uzardı film. Neysa tamamdır, gördük beğendik.

 

23 Mart – Fahreneit 451

Dönemine göre güzel bir film. Yani i mean 60lar füturazması ama robotlar, uzaylılar yok. Flat screen TV var, duvar telefonları var falan takıla takıla bunlara takıldım evet. Güzel bir konu, zaten ilgimi çeken bir distopyaydı uzun zamandır. Bazı sahnelerdeki küçük tatlı ince dokunuşlar çok dadlıydı. Mesela tabii ki Mein Kampf! İzleyin izletin, ama dönemini ve 50 yıllık olduğunu da göz önünde bulundurun. Öpüjükxs

 

24 Mart – Divergent Series: Insurgent

Ne dediydim ilk film için da? Çoooooooooook güzel bir konudan çıkan ortalama üstü. Al aha bu da öyle. Yau iyi bir işçiliknan ele alınırsa çok güzel işler ortaya çıkabilecek bir konusu var. Benzer ama özgün da aynı zamanda. Gene da bazen oyunculuklardan olsun, bazen senarik tutargasızcılıklardan olsun bişeyler olmamış. Keşke çok daha fazla kafa yorup öyle çıkarsalarmış filmi. Kitabını bilemeycem nasıldır tabi. Neysa öyle işte. Kötü film değil, kesinlikle kötü bir film değil ama potansiyelini değerlendirememiş olması veya değerlendiremeyişi çok fazla can sıkan bir film.

 

Frequency

Waow! Çok güzel. Bu konu daha önce birkaç defa daha farklı şekillerde ele alınmış da olsa (ya da daha sonra, bilemeycem). İzlerken sıkmayan, sürükleyen, iç ısıtan tatlı bir yapım olmuş. Belki tek başına tekrar tekrar izlenmez ama iç ısıtıcı ortam olduğunda güzel insanlarla birlikte birkaç defa izlenebilir.

 

Guardians of Galaxy

İşte klasik süperkahraman filmi. Sağlam bütçe, süslü efektler, kavga dövüş vesaire vesaire. Sanırım bunu kabul etmek gerek ki bu tarzda etkileyici film yapmak zorlaştı. Filmin ekstra bir etkileyiciliği yok. Ne yazık ki öyle “waow”luk bir yapım beklentisi içinde olunca da moral bozukluğu olur. Yani ne deyyim. Süperkahraman filmlerini seversanız izleyebilirsiniz. Vakit kaybı değil.

 

Age of Ultron

3-5 Avengers’ın Mojo Jojo’ya karşı olan savaşımının hikayesi. Ayh gına geldi bunlardan artık. Yau yaparsınız, o kadar bütçe da dökersiniz, azıcık güzelleştirin. Ne bileyim ansızın bir trick ekleyin hikayeye. Filmin başından sonunu bilebilirsiniz. Sıkıyor beybim, sıkıyor…

 

The Terminal

Bu süperkahramanlılardna sonra bu iyi geldi. Çok dadlı, hoş bir konu, orijinal bir hikaye, sevilesi, ferah bir ortam. Dadlı dadlı izleyip keyif almalık bir film. İzlemeyenlere tavsiyedir.

 

Argo

Gerim gerim geren hoş bir film. İyi yapmışlar ya da ben kendimi çok kaptırdım. Ama gene da iyi. Yorumum olumsuz olmaycak. Ha tabii olay hakkında olumsuz yorumum olabilir ama film hakkında sanırım yok. İzlenebilitesi yüksek.

 

Avengers: Ciwil War

Bişey söylemem gerekir mi? İşte Captain America ve Iron Man tartışırlar. Biri der bizi denetlesinler biri der denetlemesinler falan filan sonra klasik öykü, biz el ele gönül gönüle falan filan ayh baydı.

 

10 Nisan – Vanilla Sky

Beğenmedim. Çok yavan, sıkıcı, durağan falan filan. aha kısa tutulabilirdi, konu fena değil ama sıkdı be canım bir yerde. Görüşlerim bu kadardır.

 

11 Nisan – Bridge of Spies

Başlarda güzeldi ama ortasından sonra çok sıkıldım. Yau Holywood lafım sana, görsel efektin falan filan süper da, bir bitmedi be canım bu kaka komunist, fena komunist manifestonuz. La bu Rusya size neaaptı? Kaç senedir Ruslar öyle, Ruslar böyle, eytere beah, Coenler, Tom Hanks, Sipılberg falan, kadro muntazam ama altdan altdan mesaj gönderecem diye sıçdınız içine filmin. Kaka komunistler, ıııyk ıyraanç şeyler bööğk oldu tamam?

 

11 Ağustos – Timecop

Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer diyerekten bir zamanların Show TV gece sineması favosiri Timecop, nam-ı diğer “Zaman Polisi”ni izleyyim dedim. İyiymiş be. Yani evet bildiğiniz gibi 90lar aksiyonu. Bir da gelecek teması eklendi mi oooo neler neler olur. Ama ya kendimi buna hazırladığımdan, ya da gerçekten böyle bir film olmadığından dolayı çok sırıtmadı. Keyifli bir seyir geçirdik sağolsun.

 

19 Ağustos – Alien

Ridleycığım ne yapmışın sen böyle? Hem da o zamanda! Gerçekten saygılar. Kostüm desen ayrı, efekt desen ayrı, bir kablo bile sırıtmadı. Afferin. Çok güzel film. Gerilimi da dadlı, heyecanı da, sürükleyiciliği da. Boşuna kült olmamış.

 

1 Eylül – Now You See Me 2

Hoş. Harry Potter da var. İzlenebilitesi yüksek. İlk filmnan pek alakası yok galiba ya da ilk filmi unuttum. Karakterlerden bahsetmem tabii ki. i mean kurgu.

 

1 Eylül – The Purge

Ev alma komşu al. Manyak mısınız abiciğim? Filmi. Ne yalan söyleyyim gerim gerim gerdiği yerler da oldu. Yani konu olarak manyaklık ama film olarak hoş bir film. Konu orijinal. Freud’u anmadan olmaz. Selam olsun.

 

2 Eylül – Jason Bourne

Gene ordan ora uçayım birilerinden kaçayım gizli servis elemanıyım, çok canları yakayım filmi. Ekstra bir olayı yok. Sürükleyici, gideri var ama klasik senaryo, klasik film.

 

İlk parçanın sonuna geldiniz. İkinci parça pek yakında 🙂