The Temple of the Beer

Belçikaseyahatimizin en fantastik bilgilerinden birisi de, tramvaylarda bilet alınabileceğinin yanısıra Belçika’da bira üreten tapınaklar olduğunu öğrenmekti.

Belçika’da bira meselesi çok ciddiye alınıyor.  Trappist denilen bu tapınakların arasında, tamamen bira üretimine yoğunlaşmasalar da, mazisi 1000 yıla dayananlar bile var. Bu tapınakların görevleri salt bira üretmek değil, gidemedim ancak okuduğum kadarıyla katı kurallı Hristiyan hayatı yaşıyorlar, bunun yanında tapınağa gelir getirmek için bira üretip pazarlıyorlar.

Tabii ki her Belçika birası gibi onların da aromalarını daha iyi alabilmek, içişten maksimum keyfi alabildirmek üzere tasarlanmış özel bardakları var.

Orada bulunduğumuz sürece, Westmalle ve Orval tapınak biralarını deneyimleme şansım oldu. Westmalle marketlerde ve benzeri yerlerde genellikle rahatça bulunabiliyor olsa da, local rehberimiz, canımız, DJimiz, elektromüzik tanrımız Sermet Çakmak‘ın dediği üzere, Orval biraları sınırlı sayıda üretilip restoranlara vesair yerlere ihtiyaç kadar pazarlanıyormuş. Marketlerde Orval görmedik mesela.

Belçika Biralarına apayrı bir yazı, hatta apayrı bir blog açmak gerek aslında. Buralarda alışık olduğumuz biralardan çok farklıdırlar. Çok ince nüanslardan tutun da fantastik boyutlarda farklara kadar biralar kendi içlerinde farklılaşıyorlar. Hatta aynı bira markasının dubel, tripel, quadripelleri de tahmin edeceğiniz gibi farklı tatlara, alkol oranlarına ve asitliğe sahip. Westmallede çiğ böğrülce/taze fasulye tadı var gibiydi mesela -bu tadı hepimizin bildiğini biliyoruz-. Üzülerek farkettim ki Orval’ın nasıl bir tadı olduğunu hatırlamıyorum :(. Yanlışım yoksa biraz gazlı ve nispeten daha az aromalıydı. Tekrar gitmek şart oldu :).

 

Son olarak söyleyeyim, bira konusuna meraklıysanız ve eğr yolunuz Belçika’ya düşerse, gezinizin bir ayağını da bu tapınakların birisine gidilen turlara ayırabilirsiniz.

 

Drink with responsibility.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *