Rain, Steam and Speed

5 yıl önce Focus dergisinin -ki bence muazzam bir dergiydi- verdiği bir promosyon “50 Harikulade Şukela Tablo” kitapçığında görüp bayağı da bir etkilendiğim ve ardından eşe dosta söyleyip cover photo falan yaptığım bu müstesna eser, daha sonra 2015 yılının Şubat öğlenlerinden birinde, ıkına sıkıla, içerisinde ne ile karşılaşacağımı bilmeden girdiğim, girmeden önce acaba girmesek mi diye düşündüğüm Trafalgar Meydanı’ndaki The National Gallery’de karşıma çıktıydı. Öyle bir şaşkınlık ve de karışık mutluluk yaşadığım çok ender anlar vardır. Hiç beklenmedik anda çıkıp gelen bin yıllık arkadaş gibi, ne bileyim, sevgilinin yaptığı sürpriz gibi,öyle bir duyguydu işte. Karşısına geçip birkaç defa kontrol etmişliğim vardı, tüyler diken diken tabi sonra biraz daha yürüyünce Gustav Klimtler, Van Goghlar da geziye eşlik etti. Ay çiçeklerini ilk orda gördüm mesela, ama hiçbiri  Rain, Steam and Speed gibi etkilemedi şimdi itiraf ediyorum. Çünkü o özeldi. Çünkü o bir tesadüften karşıma çıkmış, ardından başka bir tesadüften karşımda bulunmuştu, ete kemiğe değil ama tuvale, boyaya bürünmüş şekilde.

Facebook bugün hatırlattı ki 5 yıl önce bugün Facebook’ta bu resmi paylaşmışım. O günden bugüne değişenleri ve yaşadıklarımı düşündüm ister istemez. Mesela bu resim ile aynı 2-3 metrekarelik alanı paylaştığım bir yaşantım var artık. 5 yıl daha tecrübeli ve 5 yıl daha yaşlı olmakla birlikte küçüklü büyüklü pek çok değişim de mevcut, 5 yıl önceki kendime edebileceğim yığınla nasihat de.

Hayatınızda güzel tesadüfler olsun canlar. Bu yazıyı da böyle bir duygusallığa fırlatıyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir