Kesinlikle kitap eleştirmeni ve bu konuda sözü dinlenilesi bir zat-ı muhterem olduğumu iddia etmeden, okuduğum kitaplar hakkındaki görüşlerimi de bloguma yazmaya karar verdim.

Edebiyat nobelli, Portekizli yazar Jose Saramago’nun meşhur beyaz körlüğü anlattığı “Körlük” kitabı, insanın varoluşu, çelişkileri ve ahlaki yapısı üzerine tatlı birtakım metaforlar falan barındırıyor heralde.

ilk birkaç sayfadan anlaşılacağı üzere kitap, bir körlük salgınını konu ediniyor. 2008 yılında başarısız bir şekilde sinemaya uyarlanmaya çalışılmış. Kitabı okuduktan birkaç gün sonra “acaba nasıl yapmışlar?” diye bir izlemek istedim, olmamış. Tabii ki her kitap uyarlamasında olduğu gibi karakter tiplemeleri hayal ettiğimdem çok daha farklıydı. Zaten bu bile başlı başına bir izlememe sebebi. Yüzüklerin Efendisi’ni halen izlememiş olmamın sebebi de bu değil mi zaten? (elitist smiley)

Kitap başlarda çekici, ortalarda sıkıcı sonra bir ara tekrar çekici, sonra bir ara tekrar sıkıcı, sonra bir ara tekrar çekici ve güzel bir finalle bitiyor. Sıkıldığınız yerler de olacak, bir seferde 100 sayfa okuyacağınız yerler de. Ve tabii ki yarım sayfa kaplayan cümlelerdeki betimlemelerden de gına gelecek şüphesiz.

Kitabın yazılış şekli de ilginç. Bir hayalet anlatıcı var gibi ama tam olarak öyle de değil. konuşma çizgileri yok. Kimin neyi söylediği bazen karışabiliyor gibi oluyorsa da diyaloğun (yoksa monolog mu demeliydim) devamında açılıyor.

Özetle güzel kitap. Güzel bir kurgu. Güzel bir apokaliptik senaryo. Çekinmeden başlayınız.