Pek çoklarının merak ve heyecanla beklediği, benim ise önceleri duyup sonra unutup çıktığı zaman tekrar hatırladığım bir yapım var son zamanlarda gündemimizde:

Muhafız

Muhafız, Netflix yapımı ilk Türk dizisi. Türk dizilerinin bayık ve sıkıcılık ve basmakalıplığını delen bir Netflix dokunuşu olması umudu taşımasından dolayı merakla bekleniyordu. Dün ilk sezonu yayınlandı.

Oyunculardan sadece topraklım Hazar Ergüçlü‘yü biliyordum, dizinin ilk bölümünden kopabildiğim zamanlarda oyunculukları da düşünmek isterken Hakan rolündeki oyuncunun oyunculuğunun güzel olduğunu söyleyecektim ki meğer adam Çağatay Ulusoy’muş. Adını çok duymama rağmen oynadığı pek bir yapımı izlememiş olmamdan dolayı kendisini bilmiyordum. İyi  oyuncu. İlk bölüm için konuşacak olursak yani bence.

Bölümün başında beni en çok rahatsız eden şey İstanbul geçen hemen her yapımda olduğu gibi belgeselvari İstanbul görüntüleriydi. Bazı Amerikan yapımları da New York için, İngiliz yapımları Londra için yaparlar bunu, sevmedim, sevemedim bir türlü o meseleyi.



Bir diğer rahatsız eden nokta da yine bölümün başlarında Hakan’ın Kapalıçarşı’ya girdiğinde mahallenin muhtarı gibi karşılanmasıydı. Hoop, oo üstat, şşt yavrum, bııızzzzt jüüüüjjjjjiiit nıhaahaaaa abi bu ne? Recep İvedik misin canım sen? Hem o ne yaşam enerjisidir öyle?

Oyunculuklar genel olarak güzel, senaryo genel olarak güzel, süre güzel, yapım da güzel. Şahsen beğendim, Şimdi ikinci bölüme başlamak yerine durup bu yazıyı yazmak için vakit ayırdım. Yazı biter bitmez ikinci bölüme geçeceğim.

 

Sevgiyle kalın.