Mindhunter’ın birinci bölümünden sonra yazısı

Bu ara sağda solda adı biraz fazlaca geçen bir dizi Mindhunter. FBI’ın gençlik yıllarında (70lerin başları olması gerek) geçen bu dönem dizisi, ilk bölümünden anladığım kadarıyla idealist bir negoşiyıtcı (ad. ara bulan kişi, ara bulucu) merkezinde dönüyor.

 

Bu genç ve idealist arabulucu abimiz, suçluların sadece suçlu olmadıklarını, bazı sebelerden dolayı kendilerini o konumda bulduklarını, esas incelenmesi gerekenin bu sebepler olduğunu söylüyor gibi yapıyor galiba. Öyle bişeyler anladım. Güzel aforizmalar ve anektod mu denir ne denir özdeyişler var içerisinde.

Her suç toplumun bişeyine tepkidir, suçlar toplumun kurallarına tepki olarak doğar gibi kelamlar eden genç sosyoloji doçenti adayından bolca bilgi ediniyoruz. Keza üniversite profesörü, hippie arkadaşımızdan da benzer bilgiler yükleniyor zihnimize. Psikolojiye meraklı olanlar (Beeen) izlesinler, en azından ilk bölüme bir baksınlar.

 

Gel gelelim, Netflix hastalığı olarak literatürdeki yerini alması gereken damdan düşercesine olay bağlamalara burada da rastlıyoruz. Canım bir neden göster, birkaç süreç göster, sonra bağla olayı. Süre yetmiyorsa süreyi artır ya da konuları daralt.

 

–Spoiler–

Çok da spoiler değil ama işte ben hassasım diye herkesi hassas kabul ediyorum.

Baş negoşiyetçi abimiz her ne konuda takılırsa takılsın hemen akabinde o konuyla ilgili bir çözüm ya da olay çıkıyor önüne. Baader-Meinhof‘un da bir adabı var. Adartmayalım. Evrendeki milyarlarca homo sapiens içinden barda tam da meseleye cuk diye oturanıyla tanışmak ve bunların olayların hemen akabinde olması hadi toplayın sandalyeleri, tanışacaksanız tanışın, kapatıyorum dükkanı diyen esnaf telaşı gibi olmuş. Ayıp ediyosun Sadettin Aabi daha kahveler yarım…

Bunun dışında Netflix’in şiddet sahnesi gösterme ama bunu doğallığında yapamama gibi de bir hastalığı var, bunu da literatüre ekleyin. Yani mesela bir Preacher’daki absürd-doğallık veya bir Tarantino filmindeki absürd-doğallık (patent no:39991, kelime:absürd-doğallık) veya ne bileyim El Mariachi’deki bar sahnesindeki doğallık yok, olmuyor, olamıyor. Aynısını Death Note’ta da yaptın bişey demedim, burda da görünce uyarayım dedim Necdet Aabi. Death Note demişken, Netflix’in Death Note’unu izleyenleri buraya alalım.

Bütün bunlara rağmen, germeyen, sıkmayan, heyecandan inim inim inletmese de ne zaman bitti anlaşılmayan güzel bir yapım olmuş. Son cümleyi çözene bir tabak pilav kampanyamız devam ediyor.

 

Dikkatli ve olaylara nispeten hakim gözlerden ve de kulaklardan kaçmayacak birkaç detay da yakın Amerika ve dünya tarihi var içerisinde. Severim böyle şeyleri. Psikolojiyi de sevdiğime göre rahat birkaç bölüm daha şans veririm ben buna. Yeni dizi arayışında olanlara tavsiyemdir, ben ikinci bölümü izlemeye başlıyorum.

 

Keyifli forumlar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir