Uzun bir aradan sonra yeni bir film inceleme ve değerlendirmesiyle buralardayım.

 

Lock, Stock and Two Smoking Barrels, ya da Türkçe’e çevirilen ismiyle Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana (hönk??!), can ve de cananımız Guy Ritchie‘nin ilk buçukuncu film denemesi. Zira IMDB’ye göre kendisinin 1995 yılına ait bir de kısa filmi mevcut.

Guy Ritchie’yi sadece kulak aşinalığından değil de birkaç filmini izlemiş olarak bilenler bilecekler, kendisi belirgin bir tarzı olan yönetmenlerden. Çekim teknikleriyle, hikayesi ve müzik tercihleriyle bir filmin ona ait olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Farklı hikayeleri alakasız yerlerden toplayıp bir kazanda eritmesiyle çözülen olaylar, mafya, bağımsız suç girişimcileri, ortada dönen yüklü miktarda para veya değerli eşya, olayların karmaşıklaşması ve ardından birkaç twist ile çözülmesi, Guy Ritchie’nin karakteristik senaryo bileşenleri. Lock, Stock and Two Smoking Barrels filminin de böyle olduğunu söylemek spoiler olmaz diye düşünüyorum.

Filmin başından kendisi hissettiren kasvetli garip ve aynı zamanda alayvari neşeli hava, filmin geri kalanında bizi nelerin beklediğine dair bişeyler fısıldıyor aslında. Sahne geçişleri, kullanılan müzikler, absürd tesadüfler, karakterler ve karakter öyküleri gibi  her şeyiyle seyirlik keyiflik bir film. Ya da ben çok sevdim.

Hak verirsiniz ki bir yönetmeni sevmek, filmlerindeki kusurları da görmezden gelmeyi gerektirebilir. Hikaye akışında, kurgusunda, konu bütünlüğünde bir sıkıntı olmasa da, olayların damdan düşer gibi anlatılmış olabileceği gerçeğiyle bu noktada yüzleşiyorum. Zaman zaman sırıtan oyunculuklar izlediğimizi de kabul etmek gerek. Evet Jason Statham’ın oyunculuğu bile zaman zaman sırıtıyor. Amatör bir ruhla çevrilmiş bir ilk film olduğunu, Guy Ritchie filmi olmasının üzerine ekleyerek bunların seyir zevkimi baltalamadığını söyleyebilirim.

Şiddet unsuru bazı izleyicilere biraz fazla gelebilir. Bana göre iyiydi. Birkaç nokta dışında abartıya kaçılmadığını düşünüyorum. Mafyalı, suç dünyali bir filmden papatyalar ve kelebekler de beklemiyorum tabi. Açıkçası şiddet dozunun ani yükselişinden mi yoksa sağladığı realistlikten mi rahatsızlık duyduğumdan emin olamadım. Sanırım realizm. İzlemek isteyenler bunları göz önünde bulundururlarsa hoş olur. Sabi sıbyanla izlemeye oturmayın. Yani bence.

 

Yani diyeceğim o ki, güzel bir film. Aksiyon desen aksiyon, komedi desen komedi, kurgusuyla, karakter öyküleriyle, replik arası mesajlarıyla hoş bir vakit geçirgeci. Aferin Guycım. Güzel film yapmışsın.