Kıbrıs, Belçika ve Sarmısaklı Mayonez

Belçika patatesi, Belçika dendiği zaman akla gelen ilk şeylerden birisidir. Bu konuda Fransız patatesi mi yoksa Belçika patatesi mi diye devam eden bir tartışma konuları da var biliyorsunuz.

Yolu bir şekilde Belçika’ya düşen herkes merak edip denemiştir diye tahmin ediyorum. Biz de gittiğimizde merak edip denedik. Belçika patatesi ile Kıbrıs patatesini kıyaslıyor insan ister istemez. Çünkü malumunuz olduğu üzere bizim patatesimiz de kendini ispatlamış, bilindiği çevrelerde hatrı sayılan bir mahsül.

Belçika patatesi ile Kıbrıs patatesi arasında muazzam bir fark yok, hatta fark yok. Patates aynı patates. Farklı olan şey pazarlama stratejileri.



Brüksel’deki veya Brugge’daki restorantlar, yemeğin yanında ya da başlangıç olarak sundukları patateslerle birlikte özgün soslar da servis ederler.

Bizdeki gibi ketçap mayonez, özel olarak istersan hardal değil. Sarmısaklı mayonez, et yahnisinin akidelenmiş sosu, kurutulmuş kereviz tozu (bu peynirin yanında geldi ama fikir verebilir), krem peynir gibi farklı ve uyumlu soslar ile patates menülerini çok güzel zenginleştirdiler.

Bizde ne yazık ki dip sos kavramı hakettiği ilgiyi göremiyor. O konuda 1-0 gerideyiz zaten. Buna bir de restoranların gerçek patates yerine soya ve patates püresi ve muhtelif katkı maddeleriyle taçlandırılmış surumisel patates wannabeler kullanmasını ekleyince fark ikiye çıkıyor. Hiçbişeyin yetişmediği soğuk ülkelerde değiliz canlar, neden öyle davranalım? Toprağımız da var, patatesimiz d, üreticimiz da.



Aklıma gelmişken, epeydir gitmedim ama Hamburg’un patatesleri harikaydı mesela (şehir olan değil, Dereboyundaki 😀 ). Halen aktif mi bilmem ama bidda Badadez da güzel bir girişimdi, Kumpir House’da.

 

Ürettikçe varolacağız, ürettiklerimizle varolacağız.

Evet bilirim, patatesimiz uluslararası piyasada vardır, ihraç edilen ve talep edilen bir üründür. Ancak mevcut durumda konumu çok cılız değil mi sizce da? Ben patates olsaydım hakettiğim ilgiyi ve sevgiyi görmediğim için çok üzülürdüm.



Düşünün mesela, Ercan’dan ya da Lokmacı’dan, Ledra Palace’dan geçen turistler ilk olarak patates tezgahıynan karşılaşsınlar, böyle soslar falan, iddialı bir giriş yapalım. Çünkü sen iddialı olmazsan, kendine güvenmezsan insanlar da sana güvenmezler. Duracan ve deycen ki bak benim patatesim da var. Salt jeopolitik konumunun ve turistiksel şansının ekmeğini yeyen, Akdeniz görünümlü, üretimden kopuk bir Ortadoğu ülkesi değilim. O zaman işte insanlar duracaklar ve deycekler, aa Kıbrıs’a (kuzeyine) bak, demek ki turistiksel şanslarının ekmeğini yeyen Akdeniz görünümlü bir Ortadoğu ülkesi değillermiş.

Yazının sonuna bir patates kızartması tarifi vereyim;

 

  • Patatesleri kare prizleya yakın bir şekilde doğrayın.
  • Önceden ısıttığınız yağa atın
  • Rengi altın sarısına yaklaştığında alın, peçetenin üstünde bekletin.
  • Bir kaba mayonez sıkıp içine sarmısak rendeleyin/doğrayın.
  • Üstüne biraz tuz atın.
  • Afiyet olsun.

 

Soğuk bir kış gecesinde Dereboyunun başlangıcından aldığımız Elye patateslerini konik kağıt muhafaza aparatı içinde tutarak yanındaki konik muhafaza aparatlı sosyala batıra batıra yeyceğimiz günler umuduyla.



Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *