Birinci yeni, İkinci yeni derken son zamanlarda varlığı inkar edilemez bir üçüncü yeni de kendini gösteriyor diyorlar.

Birinci yeniciler, şiirdeki katı kurallara isyan ederek, şiir halk içindir demiş, dememişlerse de içten içe hissettirmişlerdir. Hemen hemen her şey Garip ya da diğer ismiyle Birinci Yeni şiirinin konusu olabilir. Sokak kedisinden tutun da ceketlere kadar pek çok konuda, halk diliyle, halk ağzıyla derdini anlatmayı, halktan kopuk saray diliyle yazılan ve/veya kalburüstü kesime hitap eden şiirlerden uzaklaşmayı arzulamışlardır.

kuryuklu_siir

Orhan Veli Kanık – Kuyruklu Şiir



İkinci yeniciler de, birinci yenicilere bakıp, hıh, şiir mi bu? demişler ve şiiri tekrardan halktan koparmış, anlayabilmek için en azından bir nebze eleştirel düşünebilme, teşbihten anlama, bir genel kültür seviyesine sahip olma şartı getirmiş, bu bağlamda daha romantik, daha süslü, daha şaşalı, daha cavcavlı şiirlerle ortaya çıkmışlardır. Savaş sonrasında batıda gelişen hedonizme paralel bohemliğin izlerini Anadolu coğrafyasına getiren de bu akımdır. Halk beni anlasın kaygısı yoktur, bunun yerine anlayana şiirlerdir bunlar. Sembolik anlatım muazzamdır. Bir mısrasına paragraf, iki mısrasına kompozisyon yazılır, ama dediğim gibi, halkın bunu anlamasını beklemek de olmaz. Birinci yeniciler ve ikinci yenicilerin farklarından birisi de, birinci yenicilerin daha çok halk yaşamı ve problemlerine yönelmiş olmaları, ikinci yenicilerde ise bunun ekseriyetle gönül işleri odaklı olmasıdır.

iki_kalp_cemal_sureya Cemal Süreya – İki Kalp

Yazın alanında yaşanan bu evrilme ve devrilmeler neticesinde, edebi tarihin kazandığı zenginlik tartışılmaz. Edebisever herkes birincisinden de ikincisinden de kendisinde bişeyler buluyordur.



ee bunların üçüncüleri?

Üçüncü yeni meselesi biraz belirsiz. Kimileri bunun varlığını kabul ediyorlar, kimileri de, yok öyle hemencecik yeni denilemez diye düşünüyorlar. Ancak inkar edemeyeceğimiz bir yenilenme ve evrilip-devrilme sürecinde olduğumuz da aşikar. Yazılı edebiyat alanında daha çok öykü-hikaye-roman tarzında varolan bu değişim, şiir alanında çok da fazla varoluşum gösteremedi. Yeni olarak nitelendirilecek birtakım çalışmalar olsa da kimse çıkıp da Ali Lidar üçüncü yeninin Prensidir, ne bileyim Alper Canıgüz üçüncü yeninin damadıdır diye pankart açmadı.

Bahsetmek istediğim, şu sıralar daha çok müzik alanında kendisini gösteren bir akım var. Hipster akımına bağlı olarak ilerleyen, indie müzik ve alternatif olan her şey üzerinden şekillenen bir müzik üreticisi ve dinleyicisi kitlesi var.

Son Feci Bisiklet, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Büyük Ev Ablukada, Kaç Canım Kalmış, Lin Pesto, Ceylan Ertem, Kalben, Deniz Tekin, Bubituzak, Can Kazaz  ve trilyonlarcası… Abartmıyorum, TRİLYONLARCASI!  Hepsinin ismini sayabilmemize imkan yok, her gün bir yenisi çıkıyor üzerinize afiyet. Aralarında çok güzelleri de var, bunun adını not alıp tarihten sileyim dedikleriniz de var.




Üçüncü Yeni olarak bu tarzın tartışılmasının en büyük sebebi, yaygın müzik uygulaması Spotify‘ın Üçüncü Yeniciler adlı bir müzik listesi oluşturarak bu sanatçıları bu listeye dahil etmesi.

Daha önce de müzikte yenilikler oldu, ancak mesela Yeni Türkü’lü, Bulutsuzluk Özlemi’li, MFÖ’lü, Ezginin Günlüğü’lü dönemde kimse onlara İkibuçukuncu Yeniciler diye seslenmedi. Bana göre bu ölümsüz, efsane grupların yaptıkları da müzikal bir evrim ve de devrimdi. Sizce değil miydi yani?

Sonuçta bir kişi/grup/tarzı Üçüncü Yeni olarak adlandırmak, Spotify’ın elinde değil. Ancak kabul etmemiz gerek ki, standart, sıradan, klişeleşmiş müzik algısı çeşitli yönlerden kırılıyor ve bu yeni akım da en az İkinci Yeni kadar bohem, genç olmayan halktan kopuk ve herkese hitap etmiyor. Bu yönleriyle edebiyat tarihine geçecek bir Üçüncü Yeni olurlar mı bilmem ancak müzik tarihinde yerlerini alacakları kesin görünüyor.

Kaçıncı olursa olsun, yeni yenidir. Tedbili akımda ferahlık vardır.

Yeni kalınız <3