John Steinbeck tarafından yazılmış olan, edebiyat aleminin gözbebeklerinden bu güzel kitabı Sel Yayınları’ndan, Ayşe Ece’nin güzel çevirisiyle okudum.

 

1920ler atmosferi çizilen bir dönemde, kendilerine ait bir çiftlikleri olmayan, gezgin çiftlik işçiliği yaparak kendilerine ait bir çiftlik almayı amaçlayan George ve Lennie’nin hayatlarından bir kesiti bizlere taşıyor.

Kitap yer yer kasvetli bir hava çizse de, bunu insanın içini sıkmayan bir şekilde yapıyor. Ağır Kafka romanlarındaki gibi bir kasvet beklemeyin. Buradaki kasvet daha çok realizmin kasveti olabilir. Kitap boyunca görülen realist dil de ayrı bir güzellik.

 

Uzak olduğumuz hayatlardan brisinin, 1920lerde gezgin bir çiftlik işçisinin hayatının nasıl olduğunu sade ve objektif bir şekilde aktarabilmesi sayesinde kendinizi onun yerine koyabiliyorsunuz. Çiftlikteki diğer karakterlerin kısa geçmişleri ve o anda bulundukları durum arasında kurulan bağlar az ama yeterli. Bu sayede kimin hangi davranışı neden yapmış olabileceğine dair fikriniz oluyor. Sevdiğiniz karakterleri de, sevmediğiniz karakterleri de anlayabiliyorsunuz en azından.

Çiftlik çalışanlarının paylaşımları, birbirlerine anlattıkları, söyledikleri, olaylara karşı verdikleri tepkiler, bakış açıları, aralarındaki atışmalar, çekişmeler ve hırsları çok güzel aktarılmış.

İnsan doğasını masalsı büyüleyiciliğe girişmeden, neyse o şeklinde anlatması, karakter ilişkileri kurgusal bütünlüğü ve sizi içine çeken atmosferiyle meraklısının birkaç saatte bitirebileceği kadar kısa, birkaç gün etkisinden çıkamayacağı kadar uzun bir kitap.

Diğer John Steinbeck kitapları da böyle mi bilmem ancak şunu söyleyebilirim ki, Fareler ve İnsanlar kesinlikle ama kesinlikle harcayacağınız zamana değen bir kitap.

Güzelliklerle kalınız.