Ekinoks vakti doğa üzerine

Doğadan kopup doğa içinde ama ayrı gibi görünen kendi plastik ekosistemimizi kurmamızın bir sonucu olarak etrafımızda meydana gelen olağanüstü öneme sahip olayları ya kaçırıyor ya da yansıtılmış manalarıyla kendimizi avutuyoruz.

Bugün doğa takvimi için önemli bir gün bugün ilkbaharın başlangıcı, gece ve gündüzün eşitlenişi, bugün Bahar Bayramı, bugün Koç Burcu‘nun ilk günü, Nevruz, bugün denge, bugün yeni bir başlangıç. Yorgun kışın ardından doğanın ve tüm canlıların uyanış zamanı. İnsan hariç Biz mütemadiyen uykumuzda, mütemadiyen kendimizi hapsettiğimiz rüyamızdayız.

Bradçim şu topacı çevirir misin tatlım? Teşekkürler.

Bugün aslında bahçeye çiçek ekmelik, domates çekirdeklerini toprağa serpmelik, sandal ağacına, zeytin ağacına sarılmalık bir gün. Tabii ki mesaiden fırsat bulursak. Baharı selamlayın, doğayı kucaklayın. Medeniyet ve konfor için kendimizi yapay bir evrene hapsetmiş olsak da böyle özel günlerde bir doğum günü mesajı atın doğaya. Bir ağaç dikin, bir hediye verin. Bunu hakediyor. Yanağına bir öpücük kondurup, heyt yavrum be deyin, ne güzel şeysin sen öyle. Günaydın Doğa, Günaydın Tabiat.

Doğaya yabancılaştık dedim ya, inanın ki tarih boyunca yaşamış en doğa cahili dönem insanı biziz heralde. 40-50 yıl önceye kadar insanlar doğanın çeşitli döngülerine ve işaretlerine bakarak bazı öngörülerde bulunurlarken biz bu yöntemleri ancak nostaljik bir sevgiyle karşılıyoruz. Tabii ki teknolojiyi tamamen dışlamaktan bahsetmiyorum. Sadece doğayı daha iyi gözlemleyebilmek, yılın belli dönemlerinde ritmik bir şekilde gelişen doğa olaylarının farkında olmak, içinde yaşadığımız çevreye daha ilgili olmak güzel olmaz mıydı?

Kağıt üzerinde eften püften detaylarını ezberlesek de, yıldızlara ve gezegenlere yüzlerce, binlerce yıl önce yaşayan sıradan bir insandan çok daha az hakimiz. Dışarıya çıkıp yıldızlara bakınca olağanüstü bir karmaşa dışında neler görebilirsiniz? O yıldız sandığınız bir gezegen, oradaki yanıp sönen bir uçak ve hayır, Kutup Yıldızı en parlak yıldız değil.

Bir gece Jüpiter ansızın ortadan kaybolsa bunu farkedebilecek insan sayısı yüzde 5-10’u geçmez. Burnumuzun dibinden koskoca Jüpiter’i çalsalar nooluyor diyebilemeyeceğiz. Çünkü farketmeyeceğiz bile. Çünkü ne gerek var? Çünkü günlük hayatta ne işimize yarayacak?

18mnm6v93dvtypng
1994 yılında Northridge’de meydana gelen depremden sonra Güney Kaliforniya’da elektrik kesintileri olmuş ve gözlemevleri, acil yardım istasyonları, polis merkezleri, üniversiteler panik içindeki vatandaşların acil yardım telefonlarıyla kilitlenmiş. Telefonlardaki paniklemiş insanlar, gökyüzünde gümüşi renkte bir bulut-dumansı oluşumun varlığından bahsediyorlarmış Oysa ki gördükleri şey yalnızca, şehir ışıklarından dolayı o güne kadar göremedikleri yıldızlar ve Samanyolu’ydu.

Zaten hepimiz differansiyel denklem kullanıyoruz günlük hayatımızda. Geçenlerde limiti sıfıra götürürken birkaç parabol gördüm. Onlar da aynı şeyi söylediler.

Şimdi apokaliptik senaryolar harici bir durumda bir mağaraya yerleşmeyi düşünmüyorum, yanlış anlaşılmasın. Demek istediğim, özümüzde ne olduğunu unutmuş olduğumuz. En azından böyle zamanlarda olsun içinde yaşadığımız bu muhteşem sistemi, bu olağanüstü yapıyı hatırlamak, tabiata hakettiği önemi vermek ve bir an bile olsa kendimizi onun parçası hissedip içsel huzurla dolmak adına bir kez daha;

İyi ki doğdun Doğa Ana <3

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *