Başlık kendini anlatıyor mu? Anlatmalı zaten. Böyle bir dizi çin Dark’tan başka isim bulunabilir miydi diye düşünüyorum da, elbet bulunurdu ancak DARK da tam yerine oturmuş. Bu ne kasvettir bebeyim?

 

Bilmeyenler için kısa bir bilgilendirme yazısı, DARK dediğimiz dizi, NETFLIX Original Series ekibinden. Yani NETFLIX’in kendi platformunda yayınlanması için çektiği/çektirdiği dizilerden birisi. Genelden farkı Alman yapımı olması. Evet, alışılagelmş Hollywood klişeleri yok, olsa olsa Bavyera klişeleri falan var. Tamam vurmayın.

Küçük ve nispeten sakin bir kasabana meydana gelen birtakım garip olaylar neticesinde insan ilişkileri, geçmiş, gelecek ve şimdi arasında git-gellerle çeşnilendirilen, karamsar ve de kasvetli sahnelerin bol olduğu, neredeyse her sahnesinin fotoğrafının alınarak sergilenmesi şart olan karışık ve de karmaşık ve de sürükleyici bir dizi. The Verge şöyle demiş; “Hard to watch, imposible to stop watching.” Aynen vergeçim, aynen ben de.

İzlerken kimin kim olduğunu hatırlamaya çalışmayın, ilk sezondan sonra tanıyıp bildiğim 2-3 karakter var, tabii ki birisi Ulrich, öteki Mikkel, diğeri de kapüşonlu.



Böyle bir Family Tree buldum. Spoiler olabilir, ben koyuyorum.

 

Alman yapımı olduğunu söyledim ya, birtakım ilginçlikler de var içerisinde bu yüzden. Mesela herkes herkese tokat atıyor. Tokat atılan da dönüp tokat atmıyor öyle duruyor falan. Tokat geleneksel heralde.

 

Spoilerımsı konuşmak istiyorum burdan sonra;

 

Dizide biraz Stranger Things ve de biraz Lost havası var. Karakterler özgün ve oyunculuklar başarılı. Karakterlerin artlarındaki psikolojik durumlar iyi işlenmiş ve oyuncular da bunu mimiklerine ve de hareketlerine başarıyla yansıtabilmişler. İçerisinde entrika ve muhtemel favori femme fatalelerımdan olacak Hannah var mesela. Çok güçlü bir karakter. Zeki, tutkulu, hırslı ve oyuncudan nefret etmenizi sağlayabilecek kadar hakkını vermiş rolünün.

Zaman yolculuğu kısmına gelirsek, dizide en az şaşırdığım şeyler buraları oldu. Ne yazık ki klasik zaman yolculuğu temasından pek bir kıpırdama yok gibi. İşte bir alet var, paradokslar falan var, üç zamanı birleştiren bir mağara var tamam, evet var ama henüz bunun karşısında öyle ağzımız açık waooow demelere sürükleneceğimiz bir şey olmadı. Ya da benim eşiğim bu noktadan bayağı yukarılarda.



Benim için DARK’ı güzel yapan insan ilişkileri ve fantastiklikleri güzelce harmanlayabilmiş olması. Paradoksları yorumlayış halleri, her karakterin her an ortaya çıkıp iş karıştırabilitesinin yüksek olması, kaos hali ve iplerin yavaşça çözülecek gibi oluşunun verdiği güven.

Bu son söylediğimde demek istediğim şu, daha önce çoklarını gördüğümüz gibi “hoop bitti işte rüyaydı” diye bitmeyecek gibi duruyor. Olaylar geç de olsa yavaş yavaş, parça parça çözülüyor. İlk bölümdeki mektubun kime kimden gittiğini son bölümde görmüş olmamız gibi, içinde ne yazdığını henüz görmemiş olduğumuz gibi. Noah’ın kimin nesi olduğunu gördüğümüz, ama aile ilişkilerini sonradan öğrendiğimiz gibi. Falan da filan gider bunlar böyle.

Neyse efenim, lafı fazla uzatmadan izleyin, izlettirin diyorum. Gerim gerim geren müzikleri, enfes sahne geçişleri, çekimleri ve de detaylarıyla kendisine bağlayacaktır.

 

Bugünün küçükleri, yarının büyükleri.

Saygıyla selamlarım.