Merhaba sevgili canlar;

Hepimizn malumu olduğu üzere Black Mirror’un merakla ve heyecanla beklenen bölümü Bandersnatch geçtiğimiz 28 Aralık’ta yayınlandı. Hemen her yapımı olduğu gibi Bandersnatch’i da seven ve sevmeyenler oldu. Ben bugün izleyebilme fırsatı yakaladım ve açık söylemek gerekirse beğenmedim.

 

Spoilerlı kısma geçmeden önce bilmeyenler ve/veya takip etmeyenler için biraz bilgi vereyim;

Black Mirror bana göre son zamanların en harika medya olaylarından birisi. Her biri birbirinden bağımsız ancak genel evrenden izler taşıyan bölümler halinde bize hayatı, varoluşu, etiği ve aklımıza gelebilecek her şeyi sorgulatmayı amaç edinmiş bir yapım. İngiliz orijinli. İlk bölümü ‘rahatsız olmadan‘ izleyebilmek biraz zor. Keza sonraki bölümlerde de bu pek değişmiyor. Zaten amacı ‘rahatsız etmek‘ ve ‘sorgulatmak’. Birkaç bölümü haricinde depresif ve karamsar bir hava hakim. Ancak şunu söylemek gerek ki, genel karamsar atmosferden hariç tuttuğum San Junipero ve Hang the DJ bölümleri dahi tipik bir Black Mirror bölümü. Ne dediğimi anlamak için izlemek gerek sanırım.

Gelelim Bandersnatch bölümüne;

Her şeyden önce yenilikçi bir şekilde senaryonun ilerleyişini seçebileceğimiz bir yapıda gelmiş. Bu denli çığır açma potansiyeli taşıyan bir formatın/yeniliğin de Black Mirror’dan gelmesi ayrı hoş olmuş.



 

Dizi içerisinde zamanı geldiğinde size sunulacak olan yollardan birisini seçerek hikaye akışına devam ediyorsunuz. Karşımıza çıkan yolları değerlendirmek ya da değerlendirmemek, yapmak ya da yapmamak izleyici olarak sizin kararınza bırakılmış. Tercihinize göre değişen hikaye akışlarından birisini izliyorsunuz. Önümüzdeki yıllarda veya aylarda karşımıza daha fazla çıkacağını düşündüğüm bir format bu. Tabii ki burada klasikçi yaklaşımla ‘bana ne izleyeceğimi yönetmenin sunması gerek’ diye eleştirmek de mümkün.

Şahsen izlerken karar verme kısımlarında kendimi bir anlığına da olsa hikayenin dışına çıkmış / çıkarılmış hissettim. Bu da kendini vererek de odaklanarak izleme ile film/dizi ile bütünleşme anlamında hoş bir şey olmadı.

 

black-mirror-bandersnatch-will-poulter-10-1545909162

Spoilerımsı bölüm burada başlıyor. İzlemediyseniz okumayın diye öneririm. Yine de sorumluluk sizde.

 

Black Mirror’un Black Mirrorluğun suyunu çıkarması mı dersiniz yoksa Black Mirrorluğun gereği mi bilmem ancak dönüp dolaşıp aynı yerlere varmak beni çok mutlu etmedi. Evet alttan alta verilen ‘hayatımız bizim kontrolümüzde değil‘ mesajını aldım, ve kör göze parmak misali bölüm içerisinde de dillendirildiğini farkettim ancak SO WHAT? Bu kadar göze sokmaya, bu kadar da ‘bak aslında bu böyle bu da böyle’ diye seyirciye açıklama yapmaya değer miydi? Seyirci bu yargıya varamaz mıydı? İlla söylemek mi lazımdı? Yapmayın bunu.

 

Geriye atmalar yapılmasa, ancak yapılan tercihlerin sonucu yine aynı noktaya bağlansa ya da geriye atmalar çok daha pürüssüz bir şekilde yapılsa daha güzel olacağını düşünüyorum. Mesela LSD’yi almamayı seçtiğinde çayına atarak yine de almasını sağlamıştı ya, o tarz bişey güzel olurdu. Bu yol yanlış, geriye git demek çok çiğ kalmış.

 

LSD sahnesi güzeldi. Renkler, hareketler vesaire hoş. Ancak yaşam çizgileri, öldüm ama diğer hayatta hallederiz falan meselesi çok ama çok havada bırakılmış geldi bana.

 

Nosedive, White Bear, Metal Head bölümlerine yapılan göndermeler vardı. Ayrıca Alice in Wonderland göndermesi de vardı ancak vardırılan bir sonuç yoktu ya da benim algım algılamaya yetmedi. Bölümün yönetmeninin Black Mirror 4. sezondaki Metal Head bölümünün yönetmeni olduğu bilgisini de brakayım. Adamın belli ki White Bear bölümüne karşı bişeyleri var ki hem Metal Head’de hem de Bandersnatch’de White Bear göndermelerini alıyoruz.

 

Netice itibariyle farklı, yenilikçi, deneysel olmasından ötürü hatrını sayacağım bir eser olmuş. İzlemek vakit kaybı değil ancak ‘sağlam’ Black Mirror bölümleri ayarında bir şey beklemek de hayal kırıklıklarına sebep olacaktır.