Bareto’nun Şarkısı

İnsanların değirmencilere muhtaç oldukları zamanların birinde, Karmi’nin biraz üzerinde adı ve o adı hatırlayan son kişi tarihten çoktan silinen bir köyün bir de menfaatkar bir değirmencisi vardı.

El mahkum gelen köylüden fazla fazla emek alır, senede bir kırılan değirmen taşlarını da yine köylüye yaptırtırdı.

Bu değirmencinin kendinden az kalırı olmayan bir de suratsız meymenet ve de mesmenetsiz kızı vardı o zamanlar. Tipini gören bir daha dönüp bakmazdı ama yüz veren de olduğundan kendisini Afrodit sanmaktan da geri kalmazdı. Bir de gariban ve mazlum Bareto vardı ki garibin eline değen ilk kız eli her ne kadar un torbasını taşırken yanlışlıkla da olsa değirmencinin tipsiz ve suratsız meymenet mesmenet yoksunu kızı olduğundan ömür billah onu kendine eş bilmiş, büyüyüp onunla evleneceği günü iple çekerdi.

Yaşları biraz büyüyüp artık bu çocuk masalları peşinde koşmayacak sayılara geldiğinde bile Bareto bu düşün peşini bırakmayıp kendisini hem kızın hem değirmencinin hem de köylünün diline dolatmaktan geri kalmazdı.

Gelenek gereği ay maviye döndüğü gecelerden birinde kızın yastığının altına elçilerle -sırdır, söylenmez- kağıt iliştirttip onda gönlü olduğunu ve ömürlerini birleştirmek istediğini bildirdi.

Kız buna pek aldırış etmedi tabii. O kimdi ki de köyün en zengininin, üstelik kendisinden başka kimseye muhtaç olmayan değirmencinin kızıyla ömrünü birleştirecekti. Ona bir ders vermenin zamanı gelmişti artık.

Kağıdın arkasına adet olduğu üzere maniyle isteğini yazdı ve elçinin -sırdır, söylenmez- alıp geri götürmesi için yastığın altına yerleştirdi.

 

Ertesi gün elçi -hayır, söylemeyeceğim- kağıdı geri getirdiğinde Bareto’nun yüzünde garip bir ifade yerleşti. Gözleri hesap yapar ya da bir şeyi hatırlamaya çalışır gibi yukarıya aşağıya oynadı birkaç kez ve ardından hafif bir tebessümle kağıdı masada bırakarak gitti.

 

Be bu ses nereden gelir

Yokarı tepededir

Daha önce duymadım

Bu gendi güfdesidir

 

Yazan kağıdı okuyanlar, birkaç gün sonra köyün yamaçlarına kurulduğu dağın tepesinde yürüyeni ve uğultulu uğultulu gelen sesin sebebini bileceklerdi. Bilmeyenler de bilenlerden duyup öğreneceklerdi.

 

Bareto köye geri döndüğünde değirmencinin kızının şımarık dileği amacına ulaşamadı ve ömürlerini birleştirip mutlu oldular diye bitmesini isterdim ama hikayenin sonu böyle değil.

 

Bareto değirmencinin kızı için yazdığı güftesini okumaya başladığı zaman ürken bir tilki zaten zar zor dengede duran bir taşı devirir ve meydana gelen toprak kayması Bareto ve ezgisini sonsuzluğa gömer. Olaya tanık olduğunu iddia eden bir çobanın rivayetine göre taşlar üzerine düşerken Bareto aşkına yazdığı güfteyi söylemeye devam etmiş, kaçınılmaz sona gittiğini farkattiğinde bile sevdiğinin kendisinden istediği şeyi yapmaya çalışmış.

O gün dağlardan gelen bu ses kulak kabartan yalnızca adı unutulmuş köy ve değirmencinin meymenet mesmenetsiz kızı değildi. Müzik tanrısı Spotifon, Bareto’nun sesini duydu ve bu güfdenin hiç bitmemesini sağlamaları için elçileri Shazonları göndedi.

Derler ki, BRT mühendisleri oraya o antenleri dikmeye gittikleri vakit Bareto’nun şarkısını duymuşlar ve radyo ve televizyon sinyalleri en iyi o noktadan yayılmış.

Halen antenleri buradaki vericiye dönük olan televizyonlardan cızırtıların arasından seçilerek gelen şarkı da Bareto’nun ölümsüzleşen şarkısından başka bir şey değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir