Kıymetli okurlar, değerli filmseverler. Her film her zaman izlenmez biliyorsunuz. Bazı filmleri gece, bazı filmleri gündüz izlemeniz gerekir ki etkisine tam girebilesiniz. Aynı şekilde her mevsimin filmi / kitabı da ayrıdır.

Kışta izlenen bir Amelie, Nisan başı izlenen bir Amelie etkisi gösteremez.

American Beauty

American Beauty 30’una merdiven dayamışların veyahut o merdivene çıkmışların film sevgilililerinin en azından birkaç defa sağda solda gördüğü bir filmdir eminim. Ben de pek çok zaman pek çok yerde afişini veyahut o meşhur güllü sahnesini görmüş ama kesin sıkıcıdır deyip pek muhatap almamıştım.

https://m.media-amazon.com/images/M/MV5BNzAyYWUyNmUtMzQzNC00ZTEyLTk3ODAtOTViODQwYTNkN2E4XkEyXkFqcGdeQXVyMjk3NTUyOTc@._V1_.jpg

Siz de bu hataya düşmeyin.


İnanın bu filmden öğreneceğiniz inanılmaz İ-NA-NIL-MAZ hayat dersleri var. Tabii ki bu hayat derslerini görebilecek olgunlukta olduğunuzu varsayıyorum. Hayatımı değiştirdiğini söyleyemem ancak bu filmden sonra hayata bakışımın aynı kalmadığından kesinlikle eminim.

 

Evet doğru bildiniz. Kevin Spacey yine pisliğin teki rolünde. Yüzeysel bakıldığı zaman kızının arkadaşına aşık olan bir baba figürünü görebilirsiniz ancak filmin içine çekildiğiniz zaman.. ahh işte o zaman, filmi filmsel damağınızda öyle bir döndürüp, düşünce süzgeçlerinizden süzüp idrakiye departmanınıza teslim ettiğiniz zaman görüyorsunuz neyin ne olduğunu.



Filmden Sonra bölümünü, filmi lzledikten sonra okuyunuz.

Keyifli güzel seyirler.

Filmden sonra

“Never underestimate the power of denial.”

“İnkarın gücünü asla hafife alma.”

 

Bu söz, aslında varolan, defalarca tanık olduğumuz bir gerçeğin özünün önünüze serilişidir. Concorde Yanılımı rahatlıkla buna bir örnek olarak sunulabilir. Gözünüzün önünde olan ancak kabul etmenin işinize gelmediği gerçeklere yaklaşırken hissettiğiniz o duygu da budur işte. Bunu düşünün, inkarın gücünü farkedin.

Aynı şekilde bu durum kötücül ellerde çok tehlikeli bir silaha da dönüşebilir. Amman dikkat.

 

Filmde öne çıkan bir diğer husus da karakterlerden hiçbirinin göründüğü gibi olmayışıydı. Bastırılmış duyguların ve bastırılmış kimliklerin, görünen yüzlerin ve gerçeklerin harmanında her gün sahnelenen şovlar ve bu şovlerı realist kılmak için yapılan aşırılıklar konusunda düşündürdü beni.

Sonuç olarak sürükleyiciliğini, karakterlerini ve genelini oldukça beğendim.

Keyifli seyirler dilerim.

https://cdn3.whatculture.com/images/2014/03/American-Beauty-300x169.jpg